Trafik sigortası genel şartlarında; 

“ TAZMİNAT VE GİDERLERİN ÖDENMESİ “ 2.2.MADDESİ aşağıdaki gibi karmaşık süreci göstermektedir.


Hak sahibi aracının, (Mülga ibare:RG-4/12/2021-31679) dilediği onarım merkezinde onarılmasını talep edebilir. Bu durumda sigortacı, araç kaza tarihi itibariyle anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre ödeme yapabilir. Sigortacı söz konusu bedel uygulaması hakkında hak sahibini hasar ihbarından itibaren 2 iş günü içinde bilgilendirir. Sigortacı bu süre içinde anılan bildirimi yapmadığı takdirde bildirim konusu bedeli hak sahibine karşı ileri süremez.

Sizin için yukarıdaki cümleyi açıklayayım ; 

Önce istediğin yerde yaptırabilirsin derken sonra benim göstereceğim anlaşmalı yerde yaptırmazsan anlaşmalı yere ne ödeme yapacaksam senin seçtiğin servise onu öderim diyor.

Bunun için 2 iş gün içinde bildirim yapacakmış.

Yukarıdaki genel şart alıntısı sigortacılık ve kökleşmiş içtihatlar karşısında hüküm ifade etmemektedir.


Hasar hikayemiz söyle olsun; 

Hans Almanya’dan ülkemize tatile gelmiştir. 

Ahmet ,Hans’ın aracına dikkatsizlik sonucu zarar vermiştir.

Ahmet ile sözleşme yapan trafik sigortacı 3. kişi konumunda olan Hans’ın zararından Ahmet ile beraber sorumludur.

Hans aracını ülkemizde yaptırmak zorunda değildir. 

Ülkesine giderek aracını yetkili serviste yaşadığı ülkenin şartları ile yaptırmış ve oluşan zararı değer kaybı ile beraber 

Ahmet’ten ve Ahmet ‘in trafik sigortacısından talep etmektedir.


Yargıtay olaya şu şekilde yaklaşmaktadır; 

17. Hukuk Dairesi 2014/24135 E, 2015/3870 K 

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın istemine ilişkindir. Yabancı plakalı araçlarda onarım, aracın kayıtlı olduğu ülkede yapılmışsa zarar bu ülkede katlanılan giderlere göre belirlenmelidir. “

     Kendi ülkesinde onarım yaptırma hakkına sahip yabancı plakalı araç hakkı var iken zarar görenin kendi ülkesinde eksiklik görmesi düşünülemez. 

Servisini seçme hakkı sınırlandırılamaz. 

Kendi hekimini seçebilen kişi, servis seçiminde “Aba altında sopa gösterme” gibi genel şartın geçerli olduğunu söylemek hayatın olağan akışına ve uluslararası gerçeklere ,hukuka aykırı olacaktır.

Zarar gören aracını dilediği serviste yaptırmakta serbesttir. Sigortacı gerçek zararı karşılamakla yükümlüdür.


Aracımızda zarar gören parça ne ise o, parçamız onarım kabul ediyorsa öncelikle onarılacak; onarım kabul etmiyorsa zarar gören parça orijinal ise orijinal, muadil ise muadil , çıkma ise çıkma parça ile tamir edilecektir.


Yargıtayın kökleşmiş içtihatlarında gerçek zarar iskontosuz kdv ilave edilerek yapılacak tutardır.
Ayrıca zarar gören aracını yaptırmak zorunda olmadığı gibi sigortacı da yaptırmak zorunda değildir.
İdare; trafik sigortası genel şartlarında hasarın nakden değilde , yerine koyma zararı olan aynen tazmin  de ısrar etmektedir.

Yargıtay bu durumu şu şekilde yorumlamıştır. 

17. Hukuk Dairesi      2015/5823 E.  ,  2017/2334 K.  

... bu düzenlemenin, sigortacıya tamiri kendi yaptırma ya da hasar bedelini tazminat olarak ödeme konusunda seçimlik hak tanımadığı, sadece zarar görenin tercih ettiği yerde onarımın yapılması ihtimalinde, sigortacının kendi anlaşmalı servisinde onarımın yapılması halinde ödeyeceği bedelle sınırlı olarak tazmin sorumluluğu altında olması ilkesini getirdiği, davacının her halükarda davalı sigortacıdan tazminat talep hakkı bulunduğu açık olduğuna göre; sigortacının seçimlik hakkının bertaraf edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi de doğru değildir. 

Yeni hasar hikayemiz ile devam edelim; 

Kusurlu olan Ahmet , İzmir’de yaşayan Mehmet’in aracına zarar vermiştir. 

Mehmet aracını kaskosundan İzmir’deki yetkili servisi tercih ederek orijinal parça ile yaptırmıştır. 

Mehmet kusursuz olduğundan sahip olduğu kasko; Ahmet’in trafik sigortasına rücu ettiğinde ; 

Ahmet beyin trafik sigortacısı Mehmet beyin kasko sigortacısına ; 

“Bu araç benim anlaşmalı servisim de onarılsaydı ne ödeyecek isem onu öderim. Farkını git Ahmet bey den al ” mı diyecektir ? 

Komik değil mi ?

Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve yukarıdaki yargıtay kararları da kıyasen düşünüldüğünde; Mal veya sorumluluk sigortacısı gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu gibi; zarar gören servisi kendi seçebilir ve aracını yaptırmak zorunda değildir. Gerçek zararın tutarını alır ve aracını yaptırmadan öyle satabilir.

 Aksini söylemek TTK , BK (Borçlar kanunu) ve kökleşmiş yargıtay kararları karşısında “hukuka uyarlı " olmayacaktır.

Sigortacılık güven işidir. Kazasız belasız iyi sürüşler dilerim.


Yorumlar
* Bu e-posta internet sitesinde yayınlanmayacaktır.